Tavşan ve Kayıp Yaparak Masalı
29 Kasım 2025Güneşli bir sabah, ormanın içinde neşeyle uyanan hayvanlar varmış. Minik Tavşan Lila, her zamanki gibi kulübesinden zıplayarak çıkmış ve ormanın kokusunu içine çekmiş. Lila’nın en sevdiği ağaç olan koca çınarın dallarında rüzgar hafifçe esmiş ve dalın ucundaki altın sarısı bir yaprak yere düşmüş. Lila yaprağı görünce çok sevinmiş, çünkü o yaprağa “şans yaprağı” dermiş. Ama yaprağı eline almak için eğildiğinde hafif bir rüzgar esmiş ve yaprak havalanıp uzaklara doğru süzülmüş.
Lila şaşırmış, ardından da hemen peşinden koşmaya başlamış. “Yaprak gitti mi, yoksa beni bekler mi?” diye merak etmiş. O sırada çalıların arasından çıkan Sincap Piti, Lila’nın aceleyle koştuğunu görünce yanına yaklaşmış. Lila olanları anlatınca Piti gülümsemiş ve “O zaman birlikte arayalım,” demiş. İki arkadaş, yaprağın peşinden ormanın daha derinlerine doğru ilerlemişler. Lila ile Piti yürürken, ileriden hafif bir hışırtı duymuşlar. Bu ses, her zaman yavaş adımlarla gezen Kaplumbağa Tufi’den geliyormuş. Tufi onları görünce, “Neden böyle telaşlısınız?” diye sormuş. Lila, altın sarısı yaprağını kaybettiğini söylemiş. Tufi düşünceli bir şekilde başını sallamış ve “Ben az önce sarı bir şey gördüm, dere kenarına doğru gidiyordu,” demiş. Üçü birlikte derenin yolunu tutmuşlar. Dereye vardıklarında yaprağın suyun üstünde usulca salındığını görmüşler. Lila heyecanlanmış ama dere biraz genişmiş ve ulaşması zor görünüyormuş. Tam o sırada suyun içinden dost canlısı Kurbağa Lumo belirmiş. Onların şaşkın bakışlarını görünce Lumo gülümseyip “Sanırım aradığınız şey şu olabilir,” demiş ve yaprağı yavaşça iterek kenara doğru yüzmüş. Yaprak kıyıya ulaştığında Lila derin bir nefes almış. Yaprağı eline alınca çok sevinmiş. Arkadaşlarına teşekkür ederken gözleri mutlulukla parlamış. Lila yaprağını alıp yoluna devam ederken aniden durup arkadaşlarına dönmüş. “Aslında,” demiş, “Bu yaprak güzelmiş ama en güzeli sizinle birlikte aramaktı. Yaprak kaybolsa bile siz yanımdasınız.” Piti, Tufi ve Lumo birbirlerine bakıp gülümsemişler. O anda ormanın üstünde hafif bir rüzgar esmiş, ağaçların dalları tatlı bir sesle sallanmış. Sanki orman da bu dostluğa seviniyormuş.
Lila, yaprağını cebine koymuş ama artık onun eskisi kadar önemli olmadığını fark etmiş. Çünkü onu asıl mutlu eden şey, birlikte aradıkları yolculuk, paylaşılan gülüşler ve birbirlerine verdikleri destekmiş. Gün batarken, dört arkadaş çınar ağacının altında oturup sarı ışıklara boyanan ormanı izlemişler. Lila içinden, “Ne güzelmiş, birlikte olmak,” diye geçirmiş. Ve o günden sonra Lila için ormanın en değerli hediyesi tek bir yaprak değil, dostluğun sıcaklığı olmuş.


