Aşırı Koruyucu Anne Baba Tutumları

Aşırı Koruyucu Anne Baba Tutumları

8 Ağustos 2022 1 Yazar: Pedagog Ercüment Eşsiz

Aşırı koruyucu anne baba tutumları nelerdir? Çocuklara bağımsızlıkları nasıl kazandırılır? Özgüvenli çocuklar nasıl yetiştirilir?

Elbette tüm anne-babalar için evlatları çok kıymetlidir ve onları dışarıdan gelebilecek tehlikelerden korumak için ellerinden gelen bütün çabayı gösterirler. Fakat çocukları, anne-babalardan gelebilecek tehlikelerden korumak daha zordur. İyi niyetle hareket eden ve “Ne yaptıysak çocuğumuzun iyiliği için yaptık” diyen anne-babalar, zaman zaman çocuklara dışarıdan gelebilecek zararlardan çok daha fazlasını verebiliyor.

Oğlum, bebekliğinden itibaren çok hassas olduğu kadar, bize de çok düşkündü. Özellikle annesi olmadan bir yere gitmek istememesini bebeklik döneminde anlıyorduk ama çocukluğa adım attığı günlerde bile annesinden ayrılmak istemeyişi probleme dönüşecek gibi görünüyordu. Amcası veya dayısı ile biz yanında olmadan parka, markete gitmek istemiyor ve direniyordu. Bu problemin büyümemesi için öncelikle kendimize dönüp bakmamız ve nerede hata yaptığımızı bulmamız gerektiğini anladık.

Neredeyse bütün zamanını annesiyle ve iş saatleri dışında benimle birlikte geçiren oğlumuzun böyle bir problem yaşaması normaldi. Yavaş yavaş onu anneannesi ve çok sevdiği küçük teyzesi ile yalnız kalmaya alıştırdık. Bir bebekle birlikte sinemaya gitmek pek mümkün değildi ve eşimle birlikte zaman geçirmemiz gerekiyordu.
Aşırı koruyucu bir tutum sergileyerek, oğlumuzun bağımlı bir kişilik kazanmasına sebep olmak istemiyorduk.

Bazı konularda kendi başına kararlar almasına izin veriyor, oyuncak ve kıyafet seçimine kimi zaman karışmıyorduk. Doğru oyuncağı seçmesi için yönlendiriyor fakat son kararı onun vermesine izin veriyorduk. Okula başladıktan sonra da, önüne koyduğumuz birkaç kitaptan istediğini seçmesini sağlıyorduk. Böylelikle hem yaşına uygun kitapları almasını sağlamış, hem de kendi seçimini yapmasına imkan tanımış oluyorduk.

Çocuklarımızın Yakasından Düşsek Mi?

Hiç unutmuyorum bir öğrencimin üniversite tercihlerini yapıyorduk. İnşaat mühendisliği bölümünde okumak istiyordu. Aldığı puana göre yazabileceği üniversitelerin listesini çıkartıp önüne koydum. Aldığı puana göre yazabileceği ve okuyabileceği en iyi üniversitenin İstanbul Teknik Üniversitesi olduğunu söyledim. Öğrencim, “Hocam İstanbul’a gidersem nerede kalabilirim ki ben?” diye sorunca ona, devlete ait veya özel yurtlarda kalabileceğini, İstanbul’u kazanan diğer arkadaşları ile birlikte bir ev tutabileceklerini söyledim.
Daha sonra bana, “Peki oradan okula nasıl gelip gidebilirim ben? Servisi var mıdır İstanbul Teknik Üniversitesi’nin?” diye sorunca da, dolmuşla, metrobüs gibi toplu taşıma araçlarıyla okula gidip gelebileceğini söyledim. Bana “Hocam biz yine de İzmir’de bir üniversite yazalım. Ben orada tek başıma yaşayamam” dedi. Tabi ki o sırada yanımızda bulunan annesi, babası ve teyzesi de bunu onayladı ve “Hocam İzmir dışında bir yer yazmayalım biz” dediler.

Bu öğrencimin anne-babası olmadan tercih yapabilmesi elbette mümkün değildi. Çünkü iradesi anne-babası tarafından ipotek altına alınmıştı. Tercihlerini yaparken ısrarla onu muhatap alıyordum ama o, karar verme işini anne-babasına bırakıyordu ki bu çok olağandı. İzmir’de bulunan birkaç üniversiteyi hangi sıralama ile yazacağını bile anne-babası karar verdi. İnşaat mühendisliği bölümü de elbette kendi tercihi değildi. Müteahhit olan babası böyle istiyordu.

Tercihlerini yaptıktan sonra odadan çıktılar. Öğrencim, tercih için sırada bekleyen ve yanlarında anne-babası olmadan gelen arkadaşlarına, “Siz yalnız mı geldiniz? Anne-babanız yaptığınız tercihlere kızmasınlar sonra?” diye sorular soruyordu.

Çocuk on sekiz yaşına gelmişti ve bu yaşa kadar okul servisi dışında toplu taşıma araçları ile yalnız başına yolculuk yapmamıştı. Okula, ya kapılarının önünden geçen servisle gelip gitmiş, ya da babası arabasıyla onu getirip götürmüştü. Onu markete, fırına dahi yalnız başına göndermemişlerdi. Muhtemelen on yaşına kadar ayakkabılarının bağını kendisi değil, annesi bağlamıştı. Çocuk anne-babasına öyle bir bağımlı hale gelmişti ki, üniversite eğitimi için bile ailesinden ayrılmak istemiyordu. Hatta bana ve diğer öğretmenlerine zaman zaman, “Hocam bedelli askerlik sık sık çıkıyor mu?” diye soruyordu. Ailesinden ayrı kalmak onun gözünde, gecenin bir yarısında çölde yalnız başına kalmak gibi korkutucu olmalıydı.

Aşırı Koruyucu Anne Baba Tutumları

Anne ve babasının aşırı koruyucu bir tutum sergilemesi, çocuğun hem kendine olan güvenini bitirmiş, hem kendi kimliğini kazanmasına engel olmuş, hem de bağımlı bir kişilik haline dönüşmesine neden olmuştu. Aşırı koruyucu anne-babalar çocuklarının büyüdüğünü ve olgun bir birey olduğunu kabul etmek istemezler ve bireyselleşmelerine izin vermezler. Karşımdaki anne-baba (ve hatta teyze) tam olarak bu yapıdaydılar.

Çocuklar, kendilerine veya çevreye zarar verecek davranışlar sergilemedikten sonra uyarılmamalıdır ve hareketleri, davranışları bir kalıp içine sokulmaya çalışılmamalıdır. Güzel ve olumlu davranışları teşvik edilerek pekiştirilmelidir. Çoğu zaman anneler, bazen de babalar, küçüklükten itibaren ve hatta çocukları yirmili yaşlara geldikleri zaman bile kendilerinden izinsiz hiçbir şey yapmamalarını, kararlar alırken kendilerine danışmalarını isterler. Ve bunu çevrelerine anlatırlarken “Oğlum-kızım bizden habersiz hiçbir şey yapmaz. Her konuda bizim fikrimize başvururlar ve ona göre davranırlar” diye övünülecek bir şeymiş gibi anlatırlar. Halbuki bu çocuklarının kendi özgür iradesi ile hareket edemediğini, bağımlı bir karaktere dönüştüğünü gösterir.

Çocukların yaşlarına uygun küçük küçük kararlar ve riskler alarak büyümesi, onların gelecekte yapacakları işlerde daha başarılı olmalarına yardımcı olacak, özgüvenlerinin gelişmesini sağlayacak, merak ve keşfetme duygularını geliştirecektir.

Anne-babaları tarafından aşırı korumacı bir tutumla risklerden ve tehlikelerden korunmaya çalışılan çocuklarda, utangaçlık, özgüven eksikliği, okul korkusu gibi psikolojik problemlerin görülebileceği unutulmamalıdır.

Aşırı koruyucu davranışlar daha çok anneler tarafından sergilenir. Anne, 9-10 yaşına gelmiş çocuğuna hala yemek yedirmeye, odasında değil de kendi yanlarında uyumasına izin vermeye devam eder. Geceleri sık sık üstü açıldı mı diye kontrol eden korumacı anneler, çocukları için çok kaygılanırlar ve çocuklarına hiçbir sorumluluk vermezler. Onların ödevlerini dahi kendileri yaparlar. Aşırı şefkat gösterileri ve duygu sömürüleri, bu tür annelerin en büyük silahıdır. Yirmili yaşlardaki oğlunu, şapur şupur öpen bu anneler, çocuklarının sosyal hayata sağlıklı bir biçimde hazırlanmalarına da engel olurlar. Tek çocuğu olan ailelerde bu tip korumacı tutumlar çok daha fazla görülmektedir.

“Üstüne kalın bir şeyler giy üşürsün, teneffüslerde koşma düşersin, oğlum-kızım tabağındakileri bitir, sen doydun mu bakayım” gibi cümleleri sık sık kullanan ve çocuklarını adeta bir cam fanus içinde yetiştiren aşırı koruyucu anneler, çocuklarının kendi başlarına karar almalarına izin vermezler. Çocuğunun doyup doymadığına, üşüyüp üşümediğine bile anne karar verir. Halbuki çocuk doyup doymadığını bilebilir. İstediği gibi giyinip çıkmasına izin verirseniz, üşüyüp hastalandığında bir dahaki sefere daha dikkatli giyinmeyi öğrenecektir.

Bağımlı, güvensiz, talepkar, utangaç, çok çabuk mutsuz olan, hata yapmaktan korkan, sorumluluk alamayan bireyler yetiştirmek için, çocuğun riskler almasına, karar verme yetisinin gelişmesine destek olunmalı ve aşırı koruyucu tutum ve davranışlardan da sakınmalıdır. Korumacı anne-baba tutumları, çocuğun başarısız olmasına ve yalnız başına kaldığında sağlıklı ve mantıklı düşünememesine neden olacaktır. Çünkü bunca zamandır kendi yerine düşünen anne-babası yanında değildir. Böyle büyüyen bir çocuğun, ilerleyen yaşlarında başarılı olması ve sağlıklı kararlar alması oldukça zordur. Pasif, sinmiş, pısırık bir birey olarak hayata devam ederler.

Ayrıca, çocuk odaklı bir hayat sürdüren bu tip ailelerde, eşler arası ilişkinin de sağlıklı yürümesi zordur. Bu yapıdaki anne-babaların, kendilerine zaman ayırması, eşiyle kaliteli zaman geçirmesi, kendi ihtiyaçlarını sağlıklı bir biçimde karşılayabilmeleri pek de mümkün değildir.

Ebeveynlik ile ilgili diğer birçok konuyu sitemizden okuyabilirsiniz.