Bebeklerde Uyku Eğitimi

Bebeklerde Uyku Eğitimi

24 Mayıs 2022 7 Yazar: Pedagog Ercüment Eşsiz

Hiç Uykum Yok!

Oğlum tam olarak konuşmaya başladığından beri hemen her gece duyduğum cümle; “Baba (anne) hiç uykum yok.” Pek çok anne-babanın da, tıpkı bizim gibi bu cümleyi sıklıkla duyduğunu biliyorum. Çünkü çocuklar yorulduklarını fark edemezler ve uykusunun geldiğini bilemezler. Bıraksanız sabaha kadar oyun oynamaya devam ederler.


Oğlum, bebeklik dönemindeyken ertesi sabah işe gidecek olmamı hiç umursamıyordu. Gece saatin kaç olduğuna aldırmaksızın uyanıyor, ağlama sesiyle apartmanı ayağa kaldırıyordu. Annesinin karnındayken attığı tekmeleri gördükçe futbolcu olmasını istiyordum ama her gece uykumun en derininde beni ayağa kaldıran bu tiz ses fikrimi değiştirmişti. Çok iyi bir opera sanatçısı da olabilirdi elbette. Gerçi ülkemiz şartlarında işsiz kalırdı lakin yine de denemeye değerdi. Bebeklerin uykularının herhangi bir düzene bağlı olmadığını, acıktığında, altını pislediğinde ya da huzursuz olmasına neden olacak başka bir sebepten dolayı sık sık ağlayarak uyandıklarını biliyordum.

Bu Bebek Neden Sürekli Ağlıyor?

Bebekler uykuda neden ağlar?
Ağlamak bebeklerin iletişim için kullandıkları bir araçtır. Dr. Harvey Carp, yaygın olan bir inanışın aksine, bebeklerin ağlamasının ciğerlerinin açılması için iyi olduğu görüşünün bilimsel bir gerçeklik göstermediğini söylüyor. Dr. Harvey Carp, bebeklerin anne karnında alışkın oldukları için sessizliği değil, birazcık gürültüyü sevdiklerini ifade ediyor. Anne karnında süpürge çalışmasına benzer seslere alışkın olan bebeklerin, saç kurutma makinesi çalıştığında ağlamayı durdurmasını da gürültüden hoşlanmalarına bağlıyor. Elbette çok fazla gürültülü ortamlardan da hoşlanmadıklarını ama buna karşın da sessiz bir odaya hapsedilmemeleri gerektiğini belirtiyor.

Elbette bu durum bebekten bebeğe değişkenlik gösterecektir. Anne-babaların bebeklerini çok iyi gözlemlemesi ve hangi durumlarda mutlu ve huzurlu, hangi durumlarda mutsuz ve huzursuz olduklarını iyi bilmeleri gerekiyor.

Dikkatli ve bebeklerini çok iyi tanıyan anneler bilirler ki, bebeğin karnı acıktığındaki ağlaması, altı pislendiği zamanki ağlaması, gaz sancısından kaynaklanan ağlaması veya ağrısı olduğu zamanki ağlaması birbirinden farklıdır. Bebekler konuşmaya başlayana kadar, iletişim aracı olarak ağlamayı kullanırlar. Konuşmayı öğrendikten sonra ise acıktığında ağlamaz, bunun yerine mama demeyi tercih ederler.

Kendini ifade edemeyen ve ebeveynleri tarafından anlaşılamayan çocuklar ağlar. Çocuğun konuşmayı öğrendikten sonra bile kendini ağlayarak ifade etmesine izin verilmesi yanlıştır. Her ağladığında isteği yerine getirilen çocuk, “isteklerim ağladığım zaman hemen karşılanıyor” duygusuna kapılır ve bunu sürdürür.

Çocuk ağladığında anne-baba onu sakinleştirip rahatlatmalı, konuşmasını ve istediği şeyi konuşarak ifade etmesini istemelidir. Ebeveynler, konuşmayı öğrenen çocuklarının ağlamayı bir iletişim ve isteklerini yaptırma aracı olarak kullanmalarına izin vermemelidir. Bugüne kadar bu şekilde isteklerini yerine getiren çocuklar için anne-babaların sabırlı olmaları ve bunu değiştirebilmek için ona, “İsteklerini yerine getireceğim ama ağladığın zaman senin benden ne istediğini anlamıyorum. Şimdi bana ne istediğini konuşarak anlatır mısın?” mesajını vermelidir.

Bebekliğinde beni işe uykusuz göndermiş olmaya sanki yemin etmiş olan oğlum, konuşmayı öğrendikten sonra özellikle eşimin yerinde bir tutum geliştirmesi ve merhametinin oğlum tarafından istismar edilmesinin önüne geçebilmesi sayesinde isteklerini ağlayarak yaptırma yoluna pek başvurmadı. İlk zamanlar ağlayarak isteklerini yaptırmayı denese de, karşılığını göremeyince bundan vazgeçti. Konuşmaya erken başlamasında, eşimin bu tavrının da önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum.

Hadi Oğlum İyi Geceler

2 yaşından sonra bebeklikten kurtulup çocukluğa adım atan oğlum için uyku düzeni oluşturmak hiç de kolay olmadı. Eşim, bebekken geceleri uykusunun bölünmesine neden olabileceği için mümkün olduğunca bezini değiştirmiyordu. İlk zamanlar geceleri uykusu bölünen bebeğimizi eşim kucağında sallayarak tekrar uyutmaya çalışıyordu. Bunun yanlış olduğunu, öğrendikten sonra, onu kucağında avutup sallayarak uyutmaktan vazgeçti.

Oldukça hareketli bir çocuk olan ve daha henüz on aylıkken kendi kendine kolunu kırmayı başarabilen oğlum, geceleri enerji içeceği içmişçesine hareketleniyor ve bir türlü uyumaya yanaşmıyordu. Çocukların uyku süresinin birbirinden farklılık gösterdiğini, tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi bazı çocukların uykuyu çok sevdiğini, bazılarının ise oğlum gibi daha az uykuyla idare edebildiğini biliyorduk.

Bebeklere Uyku Eğitimi Nasıl Verilir?

Uyku saatlerini rutine bağlayabilmek için, her gece uyku saati geldiğinde (ki buna genellikle oğlum karar vermek istiyordu) iyi geceler ve öpücük seansı başlıyordu. “İyi geceler oğlum” dedikten ve iyi geceler öpücüğünü yanağına kondurduktan sonra yatağa gitmesi gerektiğini zaman içinde öğrendi. Bu alışkanlığı oturtana kadar bazı geceler belki de yirmi kere “iyi geceler oğlum” dediğimi hatırlıyorum.

Uyku saatinden yaklaşık 30-40 dakika önce duş almaya bayılıyordu ve bu onu rahatlatıyor, uykuya dalmasını kolaylaştırıyordu. Uykudan önce çoğu zaman annesinden, kimi zaman da benden dinlediği masallar da onun uyumasını kolaylaştırıyordu. Fakat bir gece eşim “Hansel ve Gretel” masalını okumuştu. Masaldaki cadıdan korkan oğlum o gece uykuya dalmakta zorlandı. Bazı çocuklar diğerlerine göre daha hassas olabiliyorlar ve masal kahramanlarından çok fazla etkilenebiliyorlar. Daha sonrasında ise onun korkmasına neden olabilecek türden masallar okumamaya özen gösterdik.

Eşimin özenle seçtiği rahat pijamalarıyla yatağa giren oğlum, bugün bile hala oynamaktan vazgeçmediği mavi ayıcığıyla yatmayı çok seviyordu. 4 yaşından sonra kendi odasına taşınan oğlum, bir gece uyandığında duvarda asılı duran bir oyuncağın gölgesinden çok korkmuştu. O geceden sonra odasını sadeleştirdik ve gece uyandığında korkmasına neden olabilecek eşyaları ortalıktan kaldırdık. Ayrıca uykusunda sık sık terleyen oğlumuzun odasının 15 ila 18 derece arasında tutulması gerektiğini, doktorumuz Baskın Kocabaş’tan öğrendik. Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Baskın Kocabaş bize, özellikle uyurken pamuklu kıyafetler giydirmemizin uygun olacağını, astım rahatsızlığı bulunan oğlumuza polar ve yünlü kıyafetleri ise asla giydirmememiz gerektiğini söylemişti. Üstünü de battaniye ile örtmememizi, çok kalın olmayan bir örtü kullanmamızı önermişti. Yine özellikle çocuk odası başta olmak üzere, evimizin tüm odalarının sade olmasının, evde toz tutacak gereksiz eşyaların mümkün olduğunca bulundurulmamasının, halı yerine ise yünlü olmayan kilimler kullanmanın, astım rahatsızlığı için daha uygun olacağını Baskın Bey’den öğrenmiştik.

Uyumadan önce, aşırı hareket ettiğinde oğlumuzun uykuya dalmakta zorlandığını fark ettik ve uykudan önce hareketli aktivitelerden kaçınmasını sağladık. Aşırı yorgunluğun, uykusuzluğa neden olduğunu kendimden biliyordum. Okula başlayana kadar ona biz masal okuduk. Okula başlayıp, okumayı öğrendikten sonra ise uyumadan önce, onunla birlikte biz de kitap okuyarak, kitap okuma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olduk. Bu hem ona kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için güzel bir yoldu, hem de uyumadan önce gevşemesini sağlıyordu.

Enerji düzeyinin artmasına neden olacak çikolata gibi yiyecekleri ise uykudan önce tüketmesine izin vermedik. Bazı geceler kabus görüp korkuyla uyandığı oluyordu. Bu gibi durumlarda, sabırla onu sakinleştirmeye çalıştık. Gördüğü kabusla ilgili konuşmaktan kaçındık ve odasının kapısını açık bıraktık. Sağlıklı bir uyku için mümkün olabildiğince karanlık bir ortamda uyumanın doğru olduğunu bildiğimiz halde, bu gibi istisna gecelerde odasında gece lambası bulundurduk. Böyle gecelerde bizimle uyuma talebini yumuşakça savuşturduk.

Oğlumuzun çok öyle uykuyla arası yoktu ama geceleri uyku sorunları yaşamaması için eşim, gündüz saatlerinde 3 saatten fazla uyumasına izin vermedi. Bebeklik döneminde uykusuz geçen geceler, ertesi gün arkadaşlarımın “gece beşik mi salladın” şeklinde dalga geçmelerine neden olan yorgun günler, oğlumuzun uyku düzeninin oturması ile son buldu çok şükür. Hala bazı geceler uyumakta zorlansa da, hafta içi, hafta sonu demeden hala sabahın köründe uyansa da, o zorlu geceler zannediyorum ki bize sabrı ve anne-baba olmayı öğreten en önemli günlerdendi.

Konuyla ilgili ayrıca, “Yenidoğan Uyku Düzeni” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.